Umutlara ulaşamamak üzücü ya da önemli değil. Asıl kötü olan, sabır ve heyecanla beklediğin şeye ulaştıktan sonra, ertesi gün uyandığında yaşamında bir şeylerin çok da değişmediğini fark etmek.
Boktan bir durum.
Umutlara ulaşamamak üzücü ya da önemli değil. Asıl kötü olan, sabır ve heyecanla beklediğin şeye ulaştıktan sonra, ertesi gün uyandığında yaşamında bir şeylerin çok da değişmediğini fark etmek.
Boktan bir durum.
Herkes de böyle midir, bilmiyorum. İlkokuldan sonra, yedi yılımı geçireceğim liseme girdiğimde, ben 11-12 yaşlarındayken, lise sondaki abiler ablalar çok büyük gelirlerdi. Zaten bu yüzden adları abi ve ablaydı. Ama konu şu ki, ben onların yaşına ve statüsüne geldiğimde aynı şeyi hissetmedim. Şimdi bakınca elbette 18 yaş küçük geliyor. 30 yaşında biri de benim yaşımı küçük bulacaktır ve kendisi benim yaşımdayken ne kadar çocukça şeyler yaptığını düşünecektir. Bazen kendime yaşımı hatırlatmam gerekiyor.
Geçen gün eve dönerken, dolmuşta hoş bir kadın gördüm ve ‘hmm’ diyerek bir iki defa baktım. Niye bilmiyorum, bir ara gözüm parmağına gitti ve alyansını gördüm. Ben mi büyüdüm, birkaç düşkırıklığından sonra ilgim kendimden büyük kadınlara mı kaydı bilemiyorum. Alyansının olmaması bir şeyi değiştirir miydi? Onun yanıtı da olumsuz, ama olsun.
Bu konuyu iki yaşıtım arkadaşıma açtım. Birisi dedi ki, kendisi de öyleymiş. Artık parmaklara bakıyormuş önce, hepsi de evli çıkıyormuş. Diğer arkadaşım da aynı şeyi söyledi. Daha ilginç olanı, benim çok şaşırarak anlattığım bu olaya, arkadaşın çok olağan bir şeymiş gibi sakince yanıt vermesi oldu.
Sanırım büyüdüm.