Umutlara ulaşamamak üzücü ya da önemli değil.  Asıl kötü olan, sabır ve heyecanla beklediğin şeye ulaştıktan sonra, ertesi gün uyandığında yaşamında bir şeylerin çok da değişmediğini fark etmek.

Boktan bir durum.

Paylaş 577 gösterim Tags: , ,

Geçen gün bir arkadaşla bir yerlerde oturup bir şeyler yiyip içtikten sonra yürümesi zevkli Tunus Caddesi’nde eve doğru yol almışken, 19-20 yaşlarında iki herif gördüm.  Kıro serseri değil de, emo serseri idiler görüntü itibariyle.  Önce, büyük ve siyah bir araçtan inen ve yabancı oldukları belli olan güzel kızlara kafa çevirip baktılar. Birisi o tarafa doğru gitmek istedi, diğeri kolundan tuttu ve ‘gel lan’ hamlesi yaptı.

Bir şey soracaklarını anladığımda kulaklığımı çıkarıp onlara doğru baktım ve aramızda şöyle bir diyalog gelişti:

Biri: Abi bu yakınlarda Telekom bayii var mı?
Ben: Telekom bayii derken?
Biri: Bildiğin Telekom bayii işte, telefon falan [inceden bir 'aptal mısın, bunun nesini anlamıyorsun' tavrı vardı burada]
Ben: [Saatime bakıp] Saat on buçuğa geliyor.
Biri: [Diğerine dönüp] Oha lan saat 10 olmuş [ve diğer şaşırma efektleri...]

Ne aldıklarını bilmiyorum ama kesinlikle alkollü değillerdi.  Belki saatlerin ileri alınmasına henüz alışmamış olmalarındandır diyeceğim ama zaten saat yediden önce de kararmıyordu ki hava son zamanlarda.  Belki de emo olmakla ilgili olan ve default gelen halleridir.

Paylaş 570 gösterim Tags: , ,

Herkes de böyle midir, bilmiyorum. İlkokuldan sonra, yedi yılımı geçireceğim liseme girdiğimde, ben 11-12 yaşlarındayken, lise sondaki abiler ablalar çok büyük gelirlerdi. Zaten bu yüzden adları abi ve ablaydı. Ama konu şu ki, ben onların yaşına ve statüsüne geldiğimde aynı şeyi hissetmedim. Şimdi bakınca elbette 18 yaş küçük geliyor. 30 yaşında biri de benim yaşımı küçük bulacaktır ve kendisi benim yaşımdayken ne kadar çocukça şeyler yaptığını düşünecektir. Bazen kendime yaşımı hatırlatmam gerekiyor.

Geçen gün eve dönerken, dolmuşta hoş bir kadın gördüm ve ‘hmm’ diyerek bir iki defa baktım. Niye bilmiyorum, bir ara gözüm parmağına gitti ve alyansını gördüm. Ben mi büyüdüm, birkaç düşkırıklığından sonra ilgim kendimden büyük kadınlara mı kaydı bilemiyorum. Alyansının olmaması bir şeyi değiştirir miydi? Onun yanıtı da olumsuz, ama olsun.

Bu konuyu iki yaşıtım arkadaşıma açtım. Birisi dedi ki, kendisi de öyleymiş. Artık parmaklara bakıyormuş önce, hepsi de evli çıkıyormuş. Diğer arkadaşım da aynı şeyi söyledi. Daha ilginç olanı, benim çok şaşırarak anlattığım bu olaya, arkadaşın çok olağan bir şeymiş gibi sakince yanıt vermesi oldu.

Sanırım büyüdüm.

Paylaş 663 gösterim Tags: , ,


Merhaba! Bir süredir, önce düşündüğüm sonra uğraştığım Türkçe blogumu açmış bulunuyorum. radiognome.com ‘da bulunan ve iki sene kadar önce Türkçe başladığım blog işine, birkaç ay önce bazı nedenlerden dolayı İngilizce devam etmeye başlamıştım. Sonra da öyle kaldı ve gitti.

Merhaba

Bir süredir Türkçe yazmayı özlediğimi fark etmiştim ancak okul, dersler, üşengeçlik vesaire derken erteledim durdum. Aklımda bu fikir varken ancak üşengeçlikte sınır tanımıyorken, sevgili cahil peri‘nin itelemesiyle ara sıra uğraştım. Tam yaptım derken, bir kısım encoding problemlerinden dolayı, ve evde olmadığım zamanlar laptop’ta bu işlerle uğraşmayı sevmediğimden yine ertelendi. Bugün, bu sorunları çözüp, daha yeni çıkmış Wordpress 2.5 ile yeni blog’um haybinkunduz!’u açmış bulunuyorum. Niye haybinkunduz!? Çünkü güzel bir ifade. On küsür yıl önce Wolverine adlı OLR‘de görüp beğendiğim, Kaptan bilmem nenin lafı. Ayrıca İngilizce blog’umda fark ettiğim bir şey var ki, o da bolca mıy mıy sızlandığım.

Her neyse, hala düzeltecek ve uğraşacak üç beş şey vardır elbet blog’da. Siz en iyisi RSS beslemelerini takip edin, mutlu olun.

Paylaş 1,396 gösterim Tags: ,

Close